Petrol krizine şarkılı gönderme | Kültür-Sanat Haberleri

Eurovision’da Türkiye’nin zamanı

‘Aydınlıkevler’ adlı tiyatro oyununu seyrederken girdiğim vakit tünelindeki ilk durak, oyunun açılış sahnesinin tıpatıp aynısı olan evimizin salonuydu.
Oyunda iyi mi ki ‘Ayhan’, büyük bir heyecanla Türkiye’nin ilk kez 1975’te katılmış olduğu Eurovision Şarkı Yarışması‘nda ‘Seninle Bir Dakika’yı seslendirecek olan Semiha Yankı‘nın sahneye çıkmasını heyecanla bekliyordu ben de ufak bir çocuk olduğum o yıllarda aynı duyguları paylaşıyordum.

Aydınlıkevler

Aydınlıkevler

Oyunun mevzusunun geçmiş olduğu yer Ankara’nın Aydınlıkevler ilçesiydi.
‘Ayhan’, babaannesi ‘Zühre’ ile beraber yaşıyordu.
Babaannem, babam, annem, ağabeyim ve kız kardeşimle beraber yaşadığım evimizin konumu ise Mersin’in Kiremithane Mahallesiydi.

Kız kardeşim, hemen hemen oldukca ufak olduğundan yan odada ahşap beşiğinde uyurken biz, babamın birkaç ay ilkin satın almış olduğu siyah beyaz televizyonun karşısına geçmiş çitlembik çıtırdatarak 17 yaşındaki Semiha Yankı’nın sahne sırasının gelmesini bekliyorduk.
Babaannemin etmiş olduğu dualardan, yarışmada yer almanın ulusal bir kıymet taşıdığını, ulusal gurur olduğu bilgisini pekiştirmiştim.

Eurovison Şarkı Yarışması’ndaki ilk deneyimimiz ‘Seninle Bir Dakika’nın sonuncu olmasıyla hüsranla sonuçlanırken “Bu daha ilk, mühim olan katılmak. Bundan sonraki yıllarda başarıya ulaşmış olacağız” şeklindeki züğürt tesellisi eşliğinde yataklarımıza çekildik.

Semiha Yankı

Semiha Yankı

Sonraki birkaç gün içinde mahalle sakinlerinin sohbetlerinden anladığım kadarıyla Avrupa, Türkiye’yi hiçbir şekilde içinde istemiyordu. Üstelik 1974’teki Kıbrıs Sulh Harekâtı’ndan dolayı Avrupa ülkeleri için Türkiye iyiden iyiye istenmeyen bir ülkeydi. Sonuncu olmayı hak etmeyen şarkımız politik düşüncelere kurban edilmişti.

SEMİHA YANKI NASIL SEÇİLDİ?
Türkiye elemesine 105 müzisyen katıldı. Ön jüri, bu sayıyı 17’ye indirdi. Gene ön jürinin elemesi ve bazı şarkıcıların yarışmadan çekilmesiyle halk oylamasının geçerli olacağı finale 8 müzisyen kaldı.

Aynı puanda olan Semiha Yankı ile Cici Kızlar için kura çekilmesine karar verildi. Birinin boş olduğu iki zarf Yankı’ya ve Cici Kızlar’ın en küçüğü olan Bilgen Bengü’ye verildi. İçi dolu olan zarfı seçen Semiha Yankı, Türkiye elemesinde birinciliği elde etti.

Eurovison Şarkı Yarışması, olimpiyatlar haricinde millet olarak ortak duygularımızı yücelttiğimiz yegâne internasyonal organizasyondu. Zira kulüp bazındaki futbol takımlarımız Avrupa kupalarında başarıya ulaşmış olamıyordu. Keza futbol ulusal takımımız da iki büyük internasyonal organizasyonun yalnız birine katılabilmişti.

Ulusal futbol takımımız, ilk kez 1950’deki dünya kupası finallerine katılma hakkı kazanmıştı. Ne var ki finansal problemler sebebiyle finallere katılamamıştık. 1954’te İsviçre’de düzenlenen dünya kupasına katılmak için İspanya ile iki maç yaptık. İlk maçı 4 – 1 kaybettik. İstanbul Mithatpaşa Stadyumu’ndaki rövanş müsabakasını Burhan’ın attığı golle 1 – 0 kazandık. Gol averajının geçerli olmadığı o yıllarda finale katılacak ekip, yansız sahada oynanacak olan üçüncü maçla belirlenecekti.

İtalya’nın başkenti Roma’da oynanan maç 2 – 2 sona erince prosedür gereği finallere katılma biletini İspanya’nın mı yoksa Türkiye’nin mi alacağı kura atışıyla belirlendi. Tribünden rastgele bir çocuk sahaya çağrı edildi. Franco Bianco adlı İtalyan çocuğun gerçekleştirdiği kura sonucu Türk ulusal futbol ekibi, tarihinde ilk kez dünya kupasına katıldı.
Avrupa kupası finallerinde ise o tarihe kadar asla yer almamıştık. (İlk katılım 1996)

Hal bu şekilde olunca Eurovison Şarkı Yarışması, “Ey dünya ahalisi. Ikimiz de varız” diyebileceğimiz internasyonal bir organizasyondu. Hem de iştirak etmesi pek zor değildi.
TRT’nin belirlediği ön jüri, düzenlenen ulusal yarışmada birinci seçtiği şarkıcıyı Eurovison Şarkı Yarışması’na gönderiyordu. Orada meydana getirilen ön elemeden sonrasında finale kalınıyordu.

‘Seninle Bir Dakika’nın sonuncu olmasıyla bir sonraki yıl, “Esasen adamlar bizi sevmiyor, gidip de gene sonuncu mu dönelim?” düşüncesiyle Hollanda’nın Lahey kentinde düzenlenen Eurovison Şarkı Yarışması’na katılmama sonucu aldık. Keza aynı şekilde 1978’de de öyleki.

1978’de “Haydi bakalım sil baştan” diyerek tekrardan katılma sonucu aldık. Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen yarışmada Türkiye’yi Nilüfer & Grup Nazar, ‘Sevince’ ile temsil etti.
Sondan üçüncü olsak da aldığımız iki puan, Eurovision Şarkı Yarışması’ndaki ilk başarımız olarak tüm ulusa ümit aşıladı.

‘Sevince’nin almış olduğu iki puanın hevesiyle 1979’a gelindiğinde ön jüri, “Yarışmaya Türkiye’de yaşayan bir Avrupalıyı gönderirsek başarıya ulaşmış olma şansımız artar” düşüncesinin de etkisiyle İtalyan asıllı İzmirli levanten Maria Rita Epik’in ‘Seviyorum’ şarkısını seçti.
Ne var ki ortada büyük bir mesele vardı.
Yarışma Kudüs’te düzenlenecekti ve Arap ülkeleri İslâmiyet’in mukaddes şehirlerinden birinde bir şarkı yarışması organize edilmesine şiddetle karşı çıktı.
Türkiye, 1973’ten sonrasında tüm dünyada yaşanmış olan ikinci petrol krizinde akaryakıt yokluğu içinde kıvranıyordu. Türkiye, yarışmaya katılarak Arap ülkeleriyle iyiden iyiye bir petrol krizi yaşamamak için yarışmaya katılmaktan vazgeçti.

Azca ilkin sözünü ettiğim petrol krizi, 1980’de Türkiye’nin Eurovison Şarkı Yarışması’na katılacağı şarkıyı belirlemesinde başrolü oynadı.
Madem dünyada petrole karşı bir açlık vardı, niçin bu durum bir şarkıya yansımasındı.
Şanar Yurdatapan sözlerini yazdı, Atilla Özdemiroğlu besteledi.
Ajda Pekkan da seslendirdi.
‘Petrol’…

Tüm dünyanın en mühim problemi haline gelen petrolle ilgili bir şarkının Eurovison Şarkı Yarışması’nda şansının yüksek olacağı düşüncesiyle Ajda Pekkan, Hollanda’nın Lahey kentindeki Nederlands Congresgebouw’da sahneye çıkıp şarkıyı seslendirdi.

Ne var ki hayaller başka gerçek başkaydı.
O güne kadar katıldığımız iki yarışmadan toplam 5 puan almıştık, ‘Petrol’ ise 23 puan aldı. Şarkı, öncekilere gore oldukça iyi puan almıştı fakat sondan beşinci olmasıyla tüm ulusa hayal kırıklığı yaşattı.
‘Petrol’ ile yaşanmış olan hayal kırıklığının aslına bakarsak hiçbir şey olmadığını görmemiz için 1983’ü beklememiz gerekiyordu. ‘Petrol’ün yarattığı hayal kırıklığı, 1983’te yaşanacak hayal kırıklığının yanında hiçbir şeydi.

1981 ve 1982’de gene son sıralarda yer alınca 1983’te rota Avrupalılar’ın bilmiş olduğu bir tema üstüne çevrildi. Eurovision Şarkı Yarışması’na ‘Opera’ adlı şarkısıyla Çetin Alp gönderildi. Ne var ki Türkiye’deki hesap Almanya’nın Münih kentinde düzenlenen yarışmaya uymadı. Tek bir puan bile alamayan ‘Opera’, ulusal duygularımızı yerle yeksan etti. Yaşanmış olan moral bozukluğunun hıncını şarkıdan çıkardık.
‘Opera’, Türkiye’yi temsil eden bir şarkı değildi. Şarkıyı seçenler kelimenin tam anlamıyla topa tutuldu. Devrin gazete haberlerinde yer edinen “Adamlar haklı. Bu şarkıyla, bizlere puan verilmesini mi bekliyorduk?” şeklindeki yorumlarla Eurovison Şarkı Yarışması’nda ilk kez “Avrupalılar, bizi sevmiyor, o yüzden puan vermiyorlar” çuvaldızını cebimizde tutup “Bu kadar fena bir şarkı, hangi akla hizmet yarışmaya gönderildi?” iğnesini kendimize batırdık.

Yıl 1986…
Yörüngesini insan ömrü içinde tamamlayan ve çıplak gözle görülen tek kuyruklu yıldız olan Halley, 1910’dan sonrasında 1986’da tekrardan Güneş sistemine girdi.
Halley, küresel olarak öyleki ilgi çekici bir hal aldı ki birçok ülkede o yıl doğan ufaklıklara adı verildi. Çeşitli markaların yeni ürünlerine, mağazalara da isminde olan Halley’in popülerliğinden faydalanmanın tam zamanıydı.

Halley kuyruklu yıldızı 2061'de tekrar Güneş sistemine girecek.

Halley kuyruklu yıldızı 2061’de yine Güneş sistemine girecek.

Eurovison Şarkı Yarışması için İlhan İrem‘in sözlerini yazdığı, Melih Kibar‘ın bestesini yapmış olduğu ‘Halley’i Klips ve Onlar seslendirdi.
Halley kuyruklu yıldızı üstüne meydana getirilen hesaplar tuttu.
Norveç’in Bergen kentinde düzenlenen yarışmada ‘Halley’, Türkiye’nin o yıla kadar olan Eurovision Şarkı Yarışması macerasında en yüksek puanı kazanarak en iyi sıralamada yer aldı.
53 puanla 9’uncu sırada yer alarak makus talihimizi yenip ilk 10’a girme başarısını gösterdik.

Kilps ve Onlar; Candan Erçetin, Sevingül Bahadır, Derya bozkurt, Emre Tukur ve Gür Akad'dan oluşuyordu.

Kilps ve Onlar; Candan Erçetin, Sevingül Bahadır, Derya bozkurt, Emre Tukur ve Gür Akad’dan oluşuyordu.

‘Halley’ ile elde edilmiş başarıyla tam da işlerin yoluna girdiğini düşünüyorduk…
1987’de Belçika’nın Brüksel şehrinde organize edilen Eurovision Şarkı Yarışması’nda gene büyük bir hayal kırıklığı yaşadık. Seyyal Taner ile Grup Lokomotif’in ‘Şarkım Sevgi Üzerine’ adlı şarkısı da ‘Opera’ şeklinde tek bir puan bile alamayıp sonuncu oldu. İkinci kez sıfır çekmenin hüznüyle baş başa kaldık.

Seyyal Taner ile Grup Lokomotif.

Seyyal Taner ile Grup Lokomotif.

Şebnem Paker, organizasyon için beslediğimiz duygulara yeni umutlar aşıladı. Paker, 1996’da Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenen yarışmada ‘Beşinci Mevsim’ ile 57 puan alıp 12’nci oldu. Paker, bir yıl sonrasında ikinci kez katılmış olduğu yarışmada sahneye Grup Etnik ile çıktı. ‘Dinle’ ile 3’üncü olunması kamuoyunda “Avrupalılar bizi sevmiyor” yargısının azca birazcık kırılmasını sağlamış oldu.

Şebnem Paker’in başarısı, bununla birlikte Eurovison Şarkı Yarışması’ndaki beklentimizin yükselmesini sağlayarak ortaya “Niçin birinci olmayalım?” düşüncesini çıkardı.

Şebnem Paker.

Şebnem Paker.

Türkiye, Eurovision Şarkı Yarışması’nda birinciliği hedef olarak belirledikten sonrasında bunun iyi mi başarılacağı yönünde fikirler ortaya atıldı.
O fikirlerden biri yarışmaya katılacak şarkının İngilizce olmasıydı. Bu fikre karşı olanların çıkış noktası şuydu; “Şebnem Paker’in üçüncülüğü İngilizce değil, Türkçe şarkıyla elde edildi. Ek olarak popüler müziğimizi niçin ana lügatımızda temsil etmiyoruz?”

Şarkının İngilizce mi yoksa Türkçe olarak mı icra edilmesi tartışmalarının süregeldiği yıllarda alınan orta dereceli puanlar Eurovision Şarkı Yarışması’nı Türkiye için sıradanlaştırınca TRT, yeni bir atılım yapma sonucu aldı.

TRT, Letonya’nın başkenti Riga’da düzenlenecek 48’inci Eurovison Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi temsil edecek şarkıyı Sertab Erener‘e sipariş etti.
Sertab Erener, şarkının İngilizce olması icap ettiğini savunarak o dönemdeki sevgilisi Demir Demirkan ile ‘Everyway That I Can’in sözlerini yazdı. Demirkan, bununla birlikte şarkının bestesini de yapmış oldu.

Şarkının İngilizce olması, geçmiş yıllarda “Türkçe mi yoksa İngilizce mi?” olsun tartışmasını tekrardan alevlendirdi. O şekilde ki münakaşaya Türk Dil Kurumu da dâhil oldu.
Türk Dil Kurumu, şarkının İngilizce olmasına tepki göstererek şu açıklamayı yapmış oldu: Eurovision’a her ülke çoğu zaman anadiliyle yazılmış şarkılarla katılmaktadır. Ülkemizin ve kültürümüzün tanıtımı açısından mühim bir yarışma olan Eurovision’a daha önceki yıllarda olduğu şeklinde Türkçe yazılmış sözlerle katılmamız kadar organik bir şey olması imkansız.

AKP Samsun Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı üyesi, sonraki yıllarda Gençlik ve Spor Bakanı olarak vazife meydana getirecek olan Suat Kılıç da şarkının İngilizce olmasına “Türkiye’nin bu yarışmada İngilizce bir şarkı ile temsil edileceği iddiası doğru mudur? Doğru ise niçin Türkçe yerine İngilizce tercih edilmektedir? Türk kültürünün İngilizce bir şarkı ile daha iyi temsil edileceği mi düşünülmektedir?” sözleriyle tepki göstererek mevzuyu TBMM’nin gündemine taşıdı. Kılıç, yarışmaya katılan öteki ülkelerin ana dilleriyle katılıp katılmadığını, Türkiye’yi temsil edecek şarkının İngilizce sözleri ve çevirisi, yarışmaya ayrılan ödenek de dâhil olmak suretiyle meclise bir sual önergesi sundu.

Suat Kılıç’ın sual önergesini devrin Devlet Bakanı Beşir Atalay adına TRT Genel Müdürvekili Haluk Buran şöyleki yanıtladı: Eurovision Şarkı Yarışması bir pop müzik yarışmasıdır. Internasyonal pop müzik yarışmalarında en mühim unsur ülkelerin kültürlerinin sergilenmesi değil iyi bir performans sergilenerek birinci olmak ya da ilk üç sırada yer almaktır.

‘Everyway That I Can’ üstüne yaşanmış olan münakaşa yalnız dilinin İngilizce olması değildi.
Şarkı için çekilen klip de büyük tepki çekti.
Şarkıyı Sertab Erener’e sipariş eden TRT, lezbiyen ilişkiyi ve uyuşturucu kullanımını çağrıştıran görüntüler içerdiğini belirterek klibin olduğu şekliyle yayınlanamayacağını deklare etti. Söz mevzusu görüntüler klipten çıkarılırken Sertab Erener, eleştirilerin haksız bulunduğunu, mevzunun büyütülmemesi icap ettiğini ve herkesten destek beklediğini belirterek “Ben iyi bir şey yaptığıma inanıyorum. Niçin bu kadar karşı çıkılıyor anlamıyorum. Türk kültüründe hamam aslına bakarsanız var. İngilizce şarkı ve bu hamamlı klip bence oldukca iyi. Hepimiz bana destek vermeli. Kendi bindiğimiz dalı kesmeyelim. Bir şarkı gündemi böylesine meşgul edebilir mi? Bu kadar büyütülecek ne var anlamıyorum. Eleştiriler oldukca haksız. Oysa insanların köstek olacağına destek vermelerini beklerdim. Türkiye’nin adını duyurmaya çalışacağım. En iyi şekilde temsil etmek için de var gücümle çalışıyorum” dedi.

Bu tartışmaların peşinden Sertap Erener, Riga’daki Skonto Spor Salonu’nda sahneye çıkarak ‘Everyway That I Can’i seslendirdi.
Kim bilir o güne kadar millet olarak en soluksuz şekilde seyrettiğimiz Eurovision Şarkı Yarışması’nda icraların sona ermesiyle “Düzgüsel şartlar altında birincilik bizim” düşüncesine kapıldık. Türkiye hakkında ön yargıların devreye girmesi ve birbirine sempati duyan ülkelerin karşılıklı yüksek puanlar vermesi şeklinde anormal şartları ise zihinlerimizden uzak tutmaya çalışıyorduk.

Sıra oylamaya erişince başlardan itibaren Türkiye’nin iyi bir puan alacağı anlaşıldı, hatta ilk 3’e gireceğimize kati gözüyle bakıldı. Oylamanın sonlarına doğru resmen bir coşku fırtınası yaşandı. Son oyu verecek olan ülke Slovenya oylarını açıklamadan ilkin Belçika; 162 puanla ilk, Türkiye; 157 puanla ikinci ve Rusya 152 puanla üçüncü sıradaydı. Slovenya; Belçika’ya 3, Türkiye’ye 10 puan verince ‘Everyway That I Can’ birinciliği kazanmıştır.

Türkiye’nin birinciliği kazanması organik olarak ülke genelinde büyük bir luk yaratırken “Avrupalılar bizi sevmiyor” yargısı sorgulanmaya başladı. Yarışmada başarıya ulaşmadaki doğru yolun İngilizce şarkı olduğu yönündeki fikri savunanlar zafer nidaları atarken karşı görüştekilerin tezi oldukça sivriydi.
Türkiye’nin kendi ana dilinden değişik bir üslupla temsil edilerek Türkçe’nin es geçilmesinin Avrupalıların bir tuzağı olduğu, ‘Everyway That I Can’in o tuzak çerçevesinde bilhassa birinci seçildiği yönünde tezler öne sürüldü.

TRT, 2004’te de Eurovision Şarkı Yarışması’na sipariş şarkıyla katılma geleneğini sürdürerek İstanbul’da düzenlenecek olan yarışma için Athena‘yı görevlendirdi.
Athena’nın yarışma için hazırladığı 3 şarkı halk oylamasına sunuldu. Athena, oyların % 79’unu alan ‘For Real’ ile 195 puanla Eurovision Şarkı Yarışması tarihimizin en yüksek puanını alsak da sıralamada dördüncü olabildik. Birinciliği ise ‘Will Dances’ ile Ukraynalı Ruslana kazanmıştır.

TRT, 2005’te sipariş şarkı yönteminden vazgeçerek eski sisteme dönme sonucu aldı.
Aralık 2004’te meydana getirilen ön elemede 136 şarkı arasından finalde yarışması için 7 şarkı belirlendi. 11 Şubat 2005’teki finalde Gülseren‘in seslendirdiği ‘Rimi Rimi Ley’, 17 jürinin 13’ü tarafınca seçilerek birinci oldu.

O günlerde Eurovision Şarkı Yarışması üstüne gene polemikler yaşanmaya başladı. Başarıların alt yapısını sipariş şarkıların oluşturduğunu savunanlar, eski sisteme dönüşü eleştirdi. Karşı fikirde olanlar ise Türkiye’nin temsil edilmiş olduğu bir yarışmaya katılmanın her insanın hakkı bulunduğunu belirterek popüler olmayan şarkıcıların da kendilerini gösterebilecekleri eleme yöntemini savundu.

Bu tartışmaların süregeldiği günlerin birinde Beyoğlu’nda dolaşırken Fuat Saka ile karşılaştım. “Haydi bir çay içip söyleşi edelim” diyerek bir kafeye oturduk. Oradan – buradan derken mevzu ilkin yarışmanın sistemine sonrasında da Sertab Erener’in birinciliğine geldi. Ben mevzuyu açınca Saka’nın yüzü aniden değişti. “Ne oldu ağabey, yüzünüz niçin düştü?” dedikçe Fuat Saka, “Boş ver” dedi. Ne yaptıysam da ağzından iki cümle alamadım.

Fuat Saka

Fuat Saka

Fuat Saka’nın tavrı beni ziyadesiyle meraklandırmıştı. Ertesi gün ortak bir arkadaşımızı arayıp Fuat Saka’nın Eurovision Şarkı Yarışması yada Sertab Erener ile derdinin ne işe yaradığını sormuş oldum. Aldığım yanıt şuydu; “Yarışmayla da Sertab ile de bir derdi yok. ‘Everyway That I Can’, Fuat Saka’nın bir şarkısının müziğinin girişiyle aynıymış fakat hangi şarkı bulunduğunu bilmiyorum, söylemedi.”

Fuat Saka’yı arayıp hangi şarkısının müziğinin ‘Everyway That I Can’ ile benzediğini sormuş oldum fakat aldığım yanıt, “Boşuna uğraşma. Zamanında beni haksız yere ülkeden sürdüler. Şimdi çıkıp bu mevzuda konuşursam gene üzerime çullanırlar”dı.

‘Everyway That I Can’in müziğinin hangi şarkının müziğiyle benzediğini bulmak için İMÇ’ye gidip Fuat Saka’nın tüm albümlerini almak istedim. Ne var ki girdiğim her dükkânda “Bizde yok” cevabıyla karşılaştım. Artık umudumu iyiden iyiye kaybetmeye başlamıştım ki girdiğim son dükkânlardan birinin sahibi “Evde birkaç tane Fuat Saka kaseti var. Akşam bakayım, yarın gene gel” dedi.

Ertesi günü gittiğimde önüme 3 tane kaset sürüldü. Eve gidip kasetlerdeki şarkıları dinlemeye başladığımda ‘Everyway That I Can’in müziğinin hangi şarkının müziğiyle benzediğini buldum; ‘Dazlak’…

Fuat Saka’yı arayıp ‘Everyway That I Can’e benzeyen şarkının ‘Dazlak’ bulunduğunu, istese de istemese de haber yapacağımı, kendisinin bir açıklamada bulunup bulunmayacağını sormuş oldum. Saka, “madem şarkıyı buldun, madem haber yapacaksın yanlış – noksan bilgiler olmasın, buluşalım” dedi. Buluşup röportajı yaptık. Yasalara gore belli seviyede alıntılar yapılabilirdi fakat Eurovison Şarkı Yarışması’nda birincilik kazanan şarkımızın müziğinin 1992’de meydana getirilen bir şarkının müziğine benzemesi içimi ziyadesiyle burkmuştu.

TRT,  2005’teki yarışmada Gülseren’in seslendirdiği ‘Rimi Rimi Ley’in almış olduğu puandan memnun kalmayarak tekrardan sipariş şarkı yöntemine geçerek 2006 için Sibel Tüzün ile anlaştı. Gülseren ile Tüzün’ün şarkıları içinde yalnız bir fark olmasına karşın sipariş yönteminden vazgeçilmedi.

Daha popüler şarkıcılara sipariş edilen şarkılarla Eurovision Şarkı Yarışması’nda belli ölçülerde başarı sağlandı. Kenan Doğulu ve Hadise ile dördüncü, MaNga ile ikincilik elde etmeyi başardık. Yüksek Sadakat‘in finale yükselememesi yarışmanın tarihinde üçüncü büyük hüsranımız olurken bir yıl sonrasında Can Bonomo ile aradığımız teselliyi şarkısının yedinci olması sebebiyle bulamadık.

Hadise, 2009'da 'Düm Tek Tek' ile dördüncü oldu.

Hadise, 2009’da ‘Düm Tek Tek’ ile dördüncü oldu.

TRT, 2013’te kurallarda meydana getirilen değişimler ve politik oylamaları sebep göstererek İsveç’in Malmö kentinde gerçekleştirilecek yarışmadan çekildiğini deklare etti.
Bu karar, ilk günlerde müzik sektörü tarafınca eleştirildi fakat bir süre sonrasında Eurovision Şarkı Yarışması gündemimizden çıktı.
2021’de devrin TRT Genel Müdürü İbrahim Eren, Türkiye’nin yarışmaya iştirakı mevzusunda çalışmalara başladıklarını duyursa da geri dönüş adına herhangi bir gelişme hemen hemen yaşanmadı.




Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.